Bundan yıllar önce, o zaman ki adıyla Korykos’a hakim olan bir kral varmış. Bu kralın en büyük isteklerinden biri de bir kız çocuğunun olmasıymış. Bu sebeple kral gece gündüz Tanrı’ya yalvarmaktaymış. En sonunda bu büyük arzusu yerine gelmiş ve bir kız çocuğu olmuş. Zaman içinde büyüyen kralın kızı, güzelliği ile etrafındakilerin beğenisini, yardımseverliği ile de sevgisini kazanmış.
Birgün Korykos’a bir falcı gelmiş ve kralın emriyle falcı saraya getirilmiş. Kral falcıdan kızının geleceği hakkında yorum yapmasını istemiş. Bu sebeple falcı kızın eline bakmış ve bir anda irkilmiş. Çünkü falcıya göre kralın kızını bir yılan sokacaktır ve bu kaderi hiçbirşey değiştiremicektir. Kral dahi buna engel olamayacaktır. Daha sonra falcı bölgeden ayrılmış.
Bu olaydan sonra kral derin düşüncelere dalmış ve kızını bu gelecekten korumak için sahile yakın bir kale yaptırmaya karar vermiş.
Kızını da bu kaleye kapatmış. Olan bitene anlam veremeyen kralın kızı üzülmekten adeta erimiş.
Kızını da bu kaleye kapatmış. Olan bitene anlam veremeyen kralın kızı üzülmekten adeta erimiş.
Birgün saraydan kaleye bir üzüm sepeti gönderilmiş ve sepetin içinden bir yılan güzel prensesin zehirlenerek ölmesine sebep olmuş.
Kaynak: www.kizkalesi.net
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder